sukrubilgili - MAKALELER-ANILARIM
REİSLİKTEN BAŞKANLIĞA
REYİSLİKTEN BAŞKANLIĞA
Bizim Şükrü; girdiği hiç bir işte başarılı olamayınca, reyis olmaya karar vermiş. Onların oralarda, en çok koyunu olana "reyis" denirmiş. Araştırmış, soruşturmuş, en çok koyunu olan reyisten daha fazla koyun alarak reyisliği ele geçirmiş. 
Emekli ikramiyesinin büyük bir kısmı koyunlara gitmiş. Köylüleri başlamış yağ yakmaya "reyis aşağı, reyis yukarı" Bu övgüler çok hoşuna gitmiş. Akşam kahve sohbetlerinde çaylar Şükrü'den. İkramiye yavaş yavaş suyunu çekiyor.
Şükrü; koyundan bir şey anlamaz. Koyunları kırlara çıkarır, elindeki kitabı okuyarak zaman geçirirdi. İki- üç günde bir, kurt yemiş bir koyuna rastladığı halde, koyunlarını saymak aklına gelmiyordu. Zamanla koyunların bir kısmı tüy dökmeye başladı. Şükrü seviniyordu. Semiren hayvanlar tüy döker diye. 
Bir gün koyunları kapıya getirdi. Yaşlı anacığını çağırarak koyunlarını gösterdi. Tüyü dökülmüş koyunlardan birini tutarak anasının yanına getirdi. Koyunun halini gören anacığı; " Ey vah! Koyunları hasta ettin" deyince Şükrü şaşırmış. 
Hasta koyunları sağlanmadan ayırmış. Her iki grubu saymış. Saymış ama, aldığı koyunların sayısını unuttuğu için; koyunları satın aldığı adamı aramış. Adam; sayıyı söyleyince bir daha şaşırmış. Çünkü; elindeki koyunların sayısı ile, adamın söylediği sayı birbirini tutmuyormuş. Şükrü soğuk terler dökmeye başlamış. Nasıl dökmesin ki; ikramiye gittiği gibi reyislik de elden gitmişti. Kimseye sezdirmeden, ETBK'nu arayarak, yarı fiyatına koyunlardan kurtulmuş. 
Şükrü; ne yapacağını düşünürken, aklına başkan olmak geldi. Cami derneğinden başlayarak girişimlerde bulundu. Kiminin genel kurul toplantısının geçtiğini, kimine ise kayıt olamayacağını öğrendi. Hemşerisi olan Av. Mehmet Sarı'yı aradı. Başkan olmak için ne yapabileceğini sordu. Aldığı cevap hoşuna gitti. Köyden bir kaç kişiyi yanına alarak "Kırım Tatarlarını Koruma" derneğini kurdu. 
Şükrü artık başkan da oldu. Kim tutar Şükrü'yü. Ayda bir Sinop'a giderek, Kırım'a doğru bağırmaya başladı: "Korkmayın soydaşlarım, yakın zamanda sizi kurtaracağım. Topraklarınızı işgal etmenin hesabını Putin'e soracağım." 
Bir böyle, iki böyle derken; durumu merakla izleyen Sinoplular durumu Ankara'ya bildirmişler. Kısa sürede haber gelmiş; " O kimse, ona söyleyin, bir daha oralarda bağırmasın, Putin benim dostumdur." 
Şükrü; baltayı taşa vurduğunu anlayınca köyüne dönmüş ve bir süre hiç bir şey yapmamaya karar vermiş.
Bu fıkra arkadaşım Trabzonlu Mıstık ( Mustafa Üçüncü ) tarafından yazıldı.
,
Whatsapp'ta Paylaş