sukrubilgili - MAKALELER-ANILARIM
KARABAŞ KÖPEĞİMİZ
YEĞENLERİN KÖPEK SEVGİSİ VE BİZİM KARABAŞ KÖPEĞİMİZ
Yeğenlerin herbirinin bir köpeği var...
Çocukluğumun geçtiği babam tarafından yapılan ahşap evde ben de çok köpek yetiştirdim. Köpekleri çok severdim...Ama bir tanesi vardı ; onu hiç unutamıyorum.. Onun adı KARABAŞ idi..
Bendeki köpek sevgisinin fazlası yeğenlere geçmiş. Şimdi de dedelerinin geniş bahçeli evinde kedi, köpek, güvercin  , tavuk besleyerek çocukluklarını yaşıyorlar...
Darısı Ankara ‘nın apartmanları arasında hapishane hayatı yaşayan benim oğulcuğa ve tüm şehir çocuklarına....
Köpek yavrularını görünce yıllar önce KARABAŞ köpeğimizi hatırladım ...KARABAŞ köpeğimizin alt tarafı beyaz üst tarafı kafasına kadar siyahtı. Bu yüzden adını KARABAŞ koymuştuk...
KARABAŞ köpeğimiz çok akıllı idi.. Annem sabahları kümesten çıkan tavuklarımıza havlumuzda yem atardı. Tavuklar büyük bir iştahla yemleri yemeye başlardı . KARABAŞ köpeğimiz yemlerini yiyen tavuklarımızı popusunu yere koyar , ön ayaklarını dik tutarak, gözleri ile onları dikkatli bir şekilde izlerdi.. 
Arasıra bizim tavukların arasına komşularımızın tavukları karışır yemden yerdi. Kenarda tetikte duran Karabaşımız o kadar kalabalık tavuk arasından yabancı tavuğun üzerine saldırır, yemlenen tavukların içinden çıkarır, onun yem yemesine engel olur, arka bahçeye kadar kovalardı...
Bazen havlumuzda ön ayaklarını kafasını koyup arka ayaklarını geriye uzatıp sere serpe yatarken rahmetli babam “ Kalk pis pis ne yatıyorsun. Arka bahçeye git “ derdi. O güzel akıllı köpeğimiz hemen kalkar, bahçeye gider, meyve ağaçların altına yatar, çocukların meyvelerimizi ve mısırlarımızı yolmasına engel olurdu..Bizim bir nevi evimizin , hayvanlarımızın, bahçemizin bekçisiydi Karabaşımız...Güvenlik ondan sorumluydu...
Beni de çok severdi KARABAŞ. Yanıma yaklaştığında ellerimi göğsüme vurduğumda ön patiklerini göğsüme koyar dilini çıkarır beni yalardı..Yanaklarıma uzun dili yukarı aşağı değdikçe o da hoşlanırdı ben de çok zevk alırdım... 
Okuldan gelmemizi dört gözle beklerdi. Bizi görür görmez veya sesimizi işitir işitmez duvardan çevik bir hareketle atlayarak yanımıza koşa koşa gelirdi...Ayaklarımıza sarılarak bir önümüze bir arkamıza geçerdi...
Annem bir gün ekmek vermişti..Onu yememişti . Ağzına alıp arkaya götürmüştü. Ben de arkadından onu takip etmiştim. Ağzındaki ekmeği ne yapacak diye merak etmiştim. 
Arka bahçeye gidince bir de baktım ağzındaki ekmeği yere bıraktı, ön ayakları ile toprağı hızlı bir şekilde eşmeye başladı.. Yere bıraktığı ekmeği burnu ike iteleye iteleye eştiği çukurun içine bıraktı. Sonra döndü arka ayakları ile ekmeğin üzerini toprakla kapattı.. 
Anneme bu olayı anlattığım da “ Oğlum şimdi karnı tok. Bu yüzden ekmeği yemedi. Bazen biz ekmek vermeyi unuttuğumuzda o toprağa gömdüğü ekmeği gidip , çıkarıp , yiyiyor “ demişti. 
Bunu duyunca KARABAŞ köpeğimizi daha çok sevmiştim...
O yıllarda ilçemiz Alaca ‘da kuduz vakası çıkmıştı.. Bir kaç kişiyi sokak köpekleri ısırmış ve kuduz teşhisi koymuşlardı ısırılan insanlara . Bu yüzden Belediye görevlilerden birine bir tüfek vermişti.. Bu görevli sokak sokak gezerek gördüğü köpekleri av tüfeği ile vurmuştu..
Babam bu olayı duyar duymaz Karabaşımızı bir hafta yuvasına kapattı. Dışarıya salmadı.. Bir hafta sonra köpeğimiz hürriyetine kavuştuğunda inanın bir sevindi bir sevindi sormayın. Babamın, benim ayaklarımıza kapanıyor, elimi avucumu, yüzümü yalıyordu...
Aradan çok geçmedi . Bir gün baktık ki Karabaşımızın ağzından köpükler , salyalar, kanlar akarak geliyor..Havlumuza gelir gelmez hayvan yıkılı verdi... Arka ayaklarını titrete titrete can verdi... Ben üzerine kapanıp ağlamıştım... Onunda gözlerinde de yaş akmıştı..
Köpeğimizi birileri ekmeğin içine et koyup top şu iğneleri doldurularak köpeğimize yedirmişler, hayvanın yediği etli toplu iğneler ile ağzı yara olmuş ve midesine giden iğnelerde köpeğimizi öldürmüştü..
Babam, annem , hepimiz Karabaşın ölümüne üzülmüştük..Rahmetli babam eline bir bel aldı “çocuklar Karabaşı bacaklarından tutun arka bahçeye getirin “dedi..Aslan abim arka bacaklarından ben ön bacaklarından tutarak babamın bahçede açtığı çukura karabaşımızı ağlaya ağlaya bıraktık. Babam toprakla KARABAŞ’ımızın üstünü kapattıktan sonra bize de “ Slz de bir kaç toprak atın “ dedi.. Aslan ağabeyimle ben avuçlarımızla aldığımız toprakları usana kadar Karabaşın gömüldüğü yere attık..
Zaman zaman arka bahçeye gittiğimde Karabaşı gömdüğümüz yerde saatlerce oturur ağlardım...
Yeğenlerin güzel köpekleri ile oynadıklarını görünce , Çocukluk anılarım bir filim şeridi gibi gözümün önünde akıp gitti.. KARABAŞ köpeğinin yerine yeğenlerin çok sevimli  köpeğini kucağıma alıp sevdim...
Annem Kur’an okuyordu. “Anne bak . Bizim de KARABAŞ köpeğimiz vardı. Hatırladın mı ? “ dedim..
Annem “Hatırladım ..Şükrü bana köpeği yaklaştırma. “ dedi. 
Demek ki köpekten biraz çekindi annem ya da Kur’an okuduğundan köpeğin kendisini rahatsız etmesini istemedi...
Whatsapp'ta Paylaş